Öpmenin sayısız doğumlarında hissetim nemli bir dudağın gerçekten bir adam doğurabileceğini. Kuşkusuz bir gerçekti, en uzun geceleri bir kadeh şaraba sığdırabildiğim bir gerçek. En derin tutkularımı, pervasız gizli arzularımı ve delilik adi altındaki tüm sanrılarımı, bedenimin en derinliklerine gömmeye çalışırken buldum seni. Kısık bir inilti bıraktık gecenin sessizliğine, romantizmi tekrardan yaratmanın heyecanıyla, bencilliğimize isimler koyduk.  Maceramız uzundu, birlikte yaşayabileceğimiz bir dünyanın gerçekliğine taptık seninle, o büyük sevişmelerde. Telaşlı ellerinle saçlarının dağınıklığını düzeltirken keşfettim, bir kadının sevginin anahtarı olabileceğini. Bu şüphesiz bir gerçekti; çünkü gri bir şehrin var olabileceğini bilmiyordum dizlerinde uzanırken, yaralandığım yerlerden, birazdan yokluğun olmadığı şehirler yaratabileceğimi. Çığırından çıkmış bir ayaklanma bu artık ne suskun kadehler ne de öptükçe çoğalan haziranlar senin yokluğunu doldurabilir.  Büyük bir tesadüfe yenildim bugün, hangimiz daha cesurdu, bir önemi kalmadı. Ayni otobandaydık ve birbirimizin yanından geçip gittik. Bizim fazlalığımız bu sevgilim.  Aklın ve bilincin kırbacından kurtulup kendimizi bu dünyaya bir boşluk olarak arz ettik.

Genel içinde yayınlandı

Yorum bırakın